Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumlar Yönetmeliği değişiklikleri 16 Haziran 2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. İlk ve ortaokullara nakil başvuru süreleri ve öğretmenlerin nöbet görevleri başlıklarında değişiklikler yapılmıştır.
Bir önceki yönetmelikte okul öncesi ve özel eğitim sınıfı öğretmenlerine, boş geçen dersleri doldurma ve nöbet nedeniyle ücret ödenmemesi gibi haksız ve adaletsiz uygulamalar bulunuyordu. Sendikamızın kısa bir süre önce başlattığı “Nefes Almak İstiyoruz” imza kampanyasının talepleri arasında yer alan, okul öncesi öğretmenlerine nöbet ücreti ödenmesine ilişkin yönetmelik değişikliği yapılması, okul öncesi öğretmenlerinin mücadelesi sonucunda gerçekleştirilmiştir.
Her ne kadar okul öncesi eğitim öğretmenlerine yönelik taleplerin önemli bir bölümü gerçekleşmemiş olsa da, yıllardır önemli bir sorun olan okul öncesi öğretmenlerine nöbet ücreti ödenmesine ilişkin düzenleme yapılması, MEB’in lütfu değil, sendikamızın ve okul öncesi öğretmenlerinin mücadelesinin önemli bir kazanımı olarak değerlendirilmelidir.
MEB Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumlar Yönetmeliği değişikliği ile okul öncesi öğretmenlerine nöbet ücreti ödenecek olması önemli bir kazanım olmakla birlikte, diğer taleplerin görmezden gelinmesi nedeniyle yetersizdir. Okul öncesi öğretmenlerinin zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabileceği ve dinlenebileceği yasal teneffüs haklarına ilişkin bir düzenleme yapılmaması, birçok okul öncesi kurumda yardımcı görevli olmamasından kaynaklanan okul öncesi öğretmenlerinin, ders araç gereçlerinin tamamlanması, fotokopi vb. hazırlıkların yapılması için, mesai saatlerinin dışında okulda bulunmak zorunda bulunmaları gibi sorunlar da çözüm beklemektedir.
Eğitim Sen olarak, okul öncesi eğitimin tamamen parasız ve zorunlu hale getirilmesi ile okul öncesi öğretmenlerin taleplerinin eksiksiz karşılanması konusundaki ısrarımızı bir kez daha yineliyoruz. Bununla bağlantılı olarak haftada en az 30 saat derse giren okul öncesi öğretmenleri için; hak ettikleri teneffüs hakkının tanınmasını, her okul öncesi sınıfına kadrolu yardımcı personel istihdam edilmesini, okul öncesi eğitim kurumlarındaki fiziki koşulların iyileştirilmesi ve her kuruma yeterli büyüklükte ve donanımda oyun bahçesi açılmasını talep ediyor, okul öncesi öğretmenlerinin sorunlarına kısmen değil, kalıcı çözümler üretilmesini istiyoruz.
“Türkiye’de eğitimin temeli sayılan okul öncesi eğitim konusu yıllardır hak ettiği değeri görmemekte, özellikle okul öncesi öğretmenlerin yaşadığı sorunlar görmezden gelinmektedir. Bu nedenle Türkiye’de okul öncesi eğitimde okullaşma oranı, OECD ülkeleri içinde son sıradadır.
Her çocuğun 4-6 yaş arasında okul öncesi bir kurumda eğitim görmesi, çocuğun gelişimi açısından son derece önemlidir. Çünkü çocukların zekâ gelişiminin yüzde 70’lik kısmı 7 yaşına kadar tamamlanmaktadır. Öğrenme becerileri de okul öncesi çağda gelişir. Bu dönemde sağlanan eğitim, çocuğun doğru alışkanlıklar ile öğrendiklerini uygulamada özgüven ve cesaret kazanmasına olanak sağlamaktadır.
Türkiye’de okul öncesi çağdaki çocukların büyük bir bölümü okul öncesi eğitimden mahrumdur. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2009’da başlatılan okul öncesi eğitimin zorunlu olma projesi, 2012’de 4+4+4 ile başlatılan “dindar nesil yetiştirme” hedefi ile rafa kaldırılmıştır. İktidarın okul öncesi eğitimin zorunlu yapılmasına yönelik herhangi bir adım atmamasının temelinde çocukların sıbyan mekteplerine gönderilmesi, eğitim ve pedagojik ilkelerle uzaktan yakından alakası olmayan çeşitli dini dernek ve vakıfların eline teslim edilmek istenmesi yatmaktadır.
Devlet okullarındaki ana sınıflarında ise durum hiç parlak değildir. Bütün okul öncesi eğitim kurumları çok yüksek ücretler istemekte, bütün giderler velilerden karşılanmaktadır. Bu alanda tam bir ticarileşme ve keyfiyet söz konusudur. Bu kurumların denetimlerine yönelik birçok sorun yaşanmakta, sadece yılda bir kez ilköğretim müfettişlerinin teftiş yaptığı anaokullarında denetim işi göstermelik olmaktan öteye geçmemektedir. Anaokullarında ya da ana sınıflarında yeterli öğretmen, personel, pedagog ve sosyal hizmet uzmanı bulunmamaktadır.
Okul öncesi eğitim veren tüm kurumlarda (bağımsız anaokulları ve ilkokul ana sınıflarında) günlük kesintisiz 6 etkinlik saati (günlük toplam 300 dakika) eğitim yapılmaktadır. 300 dakika aralıksız olarak ders yapan ve dinlenme süreleri olmayan okul öncesi öğretmenlerinin en temel insani ihtiyaçlarını bile karşılamalarına izin vermeyen bir sistemin sağlıklı sonuçlar vermesi mümkün değildir.
Okul öncesi öğretmenlerinin zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabileceği ve dinlenebileceği yasal bir teneffüs hakları dahi bulunmamaktadır. Sınıfını yardımcı personele emanet edip, ihtiyacını gidermek için çıktığı durumlarda bile çocukların bütün sorumluluğu yine okul öncesi öğretmenlerinin omuzlarındadır. Birçok kurumda yardımcı görevli olmadığından okul öncesi öğretmeni, ders araç gereçlerinin tamamlanması, fotokopi vb. hazırlıkların yapılması için, mesai saatlerinin dışında okulda bulunmak zorunda bırakılmaktadır.
Eğitim Sen olarak, okul öncesi eğitimin tamamen parasız ve zorunlu hale getirilmesini, okul öncesi öğretmenlerin taleplerinin eksiksiz karşılanmasını istiyoruz. Bununla bağlantılı olarak haftada en az 30 saat derse giren okul öncesi öğretmenleri için;
- Teneffüs hakkının tanınmasını,
- Nöbet ücreti verilmesini,
- Her okul öncesi sınıfına kadrolu yardımcı personel istihdam edilmesini,
- Okul öncesi eğitim kurumlarındaki fiziki koşulların iyileştirilmesini ve her kuruma yeterli büyüklükte ve donanımda oyun bahçesi açılmasını
- talep ediyoruz. Bu taleplerimiz doğrultusunda MEB’in harekete geçmesi, okul öncesi öğretmenlerinin sorunlarına çözüm üretilmesi ve okul öncesi eğitimin zorunlu ve tam gün olması talebiyle başlattığımız imza kampanyası ile toplanan imzaları bugün MEB’e sunuyor ve okul öncesi eğitimde yaşanan sorunların en kısa süre içinde kalıcı olarak çözülmesini istiyoruz.”




