

Mirabel kardeşlerin uğradığı şiddet kadına yönelik şiddetin ilk örneği olmadığı gibi bu tarihten önce de sonrasında da kadınlar şiddettin en büyük tanığı ve mağduru oldular. Ataerkil kapitalist sistemin yarattığı eşitsizlikler, ayrımcılıklar, savaşlar, derinleşerek devam etmektedir. Tüm dünyada devletler uyguladıkları baskıcı politikalarla kadına yönelik şiddetin boyutlarını ve dozajını arttırmıştır.
Böylesi bir gerçekliğin yaşandığı bugün, biz kadınlar ataerkil kapitalizme ve yarattığı şiddetin her türlüsüne karşı; savaşa, tacize, tecavüze, yoksulluğa, haklarımızın yok edilmesine, eşitsizliğe ve gericiliğe karşı bir kez daha alanlardayız.
Yaşamın her alanını dönüştürme, şiddetsiz bir dünya için alanlardayız, alanlarda olmaya da devam edeceğiz.
İktidarın kadın düşmanı politikalarıyla, kazanılmış haklarımıza dönük saldırılarla, var olan eşitsizliği her geçen gün daha da derinleştiriyor. Her üç kadından biri şiddetin en az bir biçimine maruz kalıyorken, 2018’in ilk on ayında 329 kadın öldürüldü, 2018’in ilk sekiz ayında en az 870 kadın şiddete, 342 kadın tecavüze uğradı.
Şiddeti önlemek için daha etkin mekanizmalar oluşturmak yerine siyasal iktidar, 6284 No’ lu Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasasını yok etmeye çalışıyor. Nafaka hakkı gasp edilmek isteniyor, boşanmalar zorlaştırılmaya çalışılıyor, şiddet meşrulaştırılıyor.
“Kadın erkeğe, aileye daha fazla bağımlı olsun” hesaplarını yapanlara bugün buradan cevap veriyoruz: “HAKLARIMIZA VE HAYATLARIMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ. AİLEYE KÖLE OLMAYACAĞIZ.”
Tekçi, gerici ideolojisi doğrultusunda toplumu daha kolay denetlemek ve yönetmek için kadını aile içerisine hapsetmeyi amaçlayan AKP iktidarı, bu uğurda hukuksuzlukta sınır tanımıyor. Devletin tüm imkânlarını adeta seferber ediyor. İki yıllık OHAL süresince KHK’ler eliyle kadın kurumsallaşmasına ve örgütlenmesine dönük saldırılar bunun en yakın örneğidir. Bu hukuksuz uygulamalar kadın mücadelesini ve kazanımlarını geriletmek amacıyla devreye sokulmuştur. Halk iradesine kayyumlar atanmış, kadın belediye başkanları, milletvekilleri tutuklanmış, kadınların iradesine dönük sayısız hak gaspı gerçekleştirmiştir.
Kadınlara yönelik şiddet, tecavüz ve kadın cinayetlerindeki artış tesadüf değildir. İçinde yaşadığımız sistemin ve sistemin devamından yana olan iktidarın kadın politikaları sonucudur.
”Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” gibi kadınların gerçek sorunlarına çözüm üretmek niyetinde olmadığını geçmiş 16 yıllık pratikten biliyoruz. Kadına yönelik şiddeti münferit gören, tacizi tecavüzü meşru kılan, istismarda rıza arayan, LGBTİ yönelik nefret cinayetlerini savunan, erkeğin tekelinde bir aile anlayışında ki kadın düşmanlığıdır.
Biz, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifini esas alan ve kadınlarla birlikte politikalar üreten, bir kadın bakanlığının acilen kurulmasını talep ediyoruz.
AKP’ nin Makbul Kadın Sınırlarını Tanımıyoruz!
Toplumsal yaşamı baştan aşağı dinselleştirmek, kadını kamusal alanlardan uzaklaştırmak, laik-seküler yaşamı yok eden ve kadın kazanımlarını hedef alan düzenlemeler yapılmak isteniyor. Aile ve dini rehberlik büroları, hadım cezası, cinsel istismarda rıza yaşını 12’ye düşüren tecavüz yasa tasarısı, din adamlarının aile psikologu olarak görevlendirilmesi, müftülere resmi nikâh kıyma yetkisi verilmesi, karma eğitimin kaldırılmaya çalışılması, ideolojilerine göre bir toplum yaratmaya çabalıyorlar. AKP’nin kadınlara dayattığı sınırları kabul etmiyoruz.
Emeğimize Sahip Çıkacağız, Güvencesizliğe Teslim Olmayacağız!
AKP iktidarı, milliyetçi, tekçi, dinci muhafazakâr politikaları, cinsiyet ayrımcılığını pekiştiriyor, kadın cinayetlerini, kadına yönelik şiddeti, tacizi ve mobbingi arttırıyor. Ucuz ve güvencesiz iş gücü olarak sermayenin her daim sarıldığı, kadın emeği, vazgeçilmez unsur olmuştur.
Çalışma yaşamında da, ayrımcılığı ve eşitsizliği en derin yaşayan yine kadınlar olmaktadır. Kamusal hizmet olması gereken çocuk, yaşlı ve hasta bakım sorumluluğu her daim kadınların omzuna yüklenmektedir.
Yan yanayız, Kol kolayız, Krizin Bedelini Ödemeyi Reddediyoruz!
AKP’ nin politikalarıyla derinleşen ekonomik krizin en ağır sonuçlarını biz kadınlar yaşıyoruz.
İşgücü piyasasında ilk gözden çıkarılan kadınlar olurken, ev geçiminin ağırlığı en çok kadınlar üzerine kalmaktadır. Ekonomik kriz bizi işsiz, güvencesiz bırakarak daha fazla yoksullaştırırken her türlü şiddete de açık hale getiriyor. Krizin faturasını bizlere ödetmeye çalışanlara buradan bir kez daha sesleniyoruz:
Faturayı krizi yaratanlar ödesin, biz ödemeyi reddediyoruz!
Emeğimiz, Bedenimiz, Kimliğimiz Bizimdir!
Fabrikada, tarlada, ofiste, kâr hırsına; evde, sokakta erkek hırsına kurban edilenleriz.
Sürülen, göç ettirilen, katledilen, savaşların ilk mağduru olanlarız, ama yine hep gerçek adalet isteyen, yine hep barış dilini örenleriz.
Hayatlarımızı şiddete, baskıya teslim etmeyenleriz.
Ayrımcılığa, yok sayılmaya, yoksulluğa baş eğmeyenleriz.
Her krizde ilk işten atılanlar, ama açlığa teslim olmayanlarız.
Güvencesizliğe, düşük ücrete, kayıt dışılığa itiraz edenleriz.
Biz mücadele edenler, dayanışmayı büyütenler, haklarımızın peşini bırakmayanlarız.
Eril tarih yazmasa da, yaşamı var edenleriz.
Her türlü şiddetin son bulduğu, tacizin tecavüzün, istismarın, kadın cinayetlerinin, savaşın olmadığı; eşit, özgür, laik ve demokratik bir ülkede barış ve huzur içinde yaşamak hakkımız.
Bizler tüm kadınları; haklarımız ve hayatlarımız için birleşmeye, örgütlenmeye ve mücadeleye çağırıyoruz.
YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI!
YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ




