Değerli Basın Emekçileri,
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük katliamı üzerinden tam dört ay geçti. Bu sürenin , her gününü yasımızla, isyanımızla, öfkemizle ve yaşamını yitiren yoldaşlarımızın anısına sahip çıkarak ve bu büyük katliamın sorumlularını ortaya çıkarmak ve hesap sormak için mücadele ederek geçirdik.
Yoldaşlarımızın miraslarına, layık olmak için emek, demokrasi ve barış mücadelesi bayrağını daha yükseklere taşımak ve bu katliamı yapanları açığa çıkarıp hesap sormak duygusuyla birbirimize sarıldık. Dayanışma bir nebze olsun acılarımızı hafifletti, kararlılığımızı biledi, geleceğe dair umudumuzu büyüttü.
Değerli Basın Emekçileri,
Ülkemizin Doğu ve Güneydoğu illerinde yaşananlar, savaş hukukunun yürürlükte olduğunu göstermektedir. Günlerce süren sokağa çıkma yasakları nedeniyle harabeye dönen şehirlerdenyüzbinlerce vatandaşımız diğer şehirlere göç etmektedir. Şimdilik iç göç şeklinde olsa da AKP hükümetinin oluşturduğu savaş ittifakının politikaları böyle devam ederse ülkemizde de Suriye’ye benzer göçlerin yaşanacağından kuşku yoktur.
Bölgede aylara yayılan sokağa çıkma yasakları nedeniyle milyonlarca vatandaşımız kamu hizmetlerinden yararlanamamakta, çocuklarımız okullara gidememektedir.SMS’lerle bölgede görev yapan öğretmenlerin seminer adı altında izine gönderilmesi tüyleri diken, diken eden bir uygulamadır. Aynı şekilde öğrenci yurtlarının Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından boşaltılması ve devlet hastanelerine gönderilen resmi yazıda “personeliniz ve malzemeleriniz hazır olsun” denilmesi topyekûn savaş hazırlığı yapıldığını ve kamu hizmetlerinin de savaşa göre düzenlendiğini göstermektedir.
Bu kararlarının AKP hükümeti tarafından Ankara’dan verildiği çok açıktır. AKP hükümeti en meşru ve yasal hakkımız olan greve gitmemiz karşısında soruşturma üstüne soruşturma açarken, yasal dayanaktan yoksun şekilde eğitim emekçilerini izine göndermekte, sağlık emekçilerini zorunlu nöbete tabi tutmaktadır. Bu uygulama çocuklarımızın eğitim hakkının engellenmesi, sağlık hakkının ortadan kaldırılmasıdır. AKP hükümeti kamu hizmeti vermekle yükümlüyken kamu hizmetlerini ortadan kaldırarak suç işlemektedir. Öte yandan AKP hükümeti il dışından gelen öğretmenleri hazırlandığı saldırıdan “zarar görmemeleri için” izine gönderirken, on binlerce öğrenciyi ve yereldeki öğretmenleri olası ölümlere terk ederek bölge insanına ırkçı bakışını da ele vermektedir.
Değerli Basın Emekçileri,
Bizlertüm bu olumsuzlukların yaşanmaması için10 Ekim’de Emek, Barış ve Demokrasi mitingiyle ülkemizin içine sürüklendiği çatışmalı ortama dur demek istedik. Bu talebimizi katliamla karşılayanlar unutmamalıdır ki bedenlerini siper eden yoldaşlarımızın bıraktığı yerden devam etmek, birlikte ve ortak mücadeleyi geliştirmek, faşizmden hesap sormak bundan sonraki yaşamımızın temel görevidir.. Bizleri kanla, bombalarla susturmak, korkutmak, uslandırmak ve terbiye etmek isteyenlerden hesap soruncaya, bu katliamın arkasındaki bütün karanlık ilişkiler açığa çıkarılıncaya kadar bir an olsun durmayacağımızı buradan bir kez daha haykırıyoruz. Barış Karanfili yoldaşlarımıza vereceğimiz söz, halklarımızın özlemini çektiği barışı sağlamak ve iktidar uğruna her şeyi yapabilecek kadar gözü kararanları, katliamı gerçekleştirenleri açığa çıkarıp hesap sormak olacaktır…
Yılmayacağız, sinmeyeceğiz, unutmayacağız.
Emek, Barış ve Demokrasi için mücadeleye devam edeceğiz!
10.02.2016
Tarık Kaya
Eğitim Sen Şube Başkanı
KESK Dönem Sözcüsü




