Karar Örnaği için tıklayınız.
üYE iÇİN;
………………………………MÜDÜRLÜĞÜNE ……………..
İlgi: …../……./2015 tarih, ……………………………sayılı yazınız,
Konu: Yazılı İfademin sunulmasıdır.
21 Aralık 2015 günü bir sat, izinsiz ve mazeretsiz olarak derse girmediğim belirtilerek ifademe başvurulmaktadır.
Üyesi olduğum Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Merkez Yürütme Kurulu 20 Aralık 2015 günü; “Cizre Silopi’deki öğretmenlere ilçe milli eğitim müdürlükleri tarafından gönderilen SMS ile Hizmet İçi Eğitimde görevlendirildikleri ve bu eğitimi gidecekleri illerde alabilecekleri bildirilmiştir. Bunun ardından Cizre ve Silopi ilçelerinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Sokağa çıkma yasakları sırasında can güvenliği başta olmak üzere sağlık, beslenme, eğitim hakkı vb. hak ihlalleri yaşanmakta; çatışmalardan kaynaklı sorunlar derinleşmektedir. Yaşanan tüm bu olumsuzluklara dikkat çekmek, çatışmalı ortamın son bulması, öğretmenlerin, öğrencilerin can güvenliğinin sağlanması, hayatın normalleştirilmesi talebiyle 21 Aralık 2015 Pazartesi günü her devreyi kapsayacak şekilde bir saat derse girilmemesi, merkezi olarak hazırlanan metnin öğretmen odasında ya da işyeri temsilcisinin uygun bulacağı bir ortamda paylaşılmasını oy birliğiyle” kararlaştırmıştır.
Ben de sendika üyesi olarak yaşanan tüm bu olumsuzluklara dikkat çekmek, çatışmalı ortamın son bulması, öğretmenlerin, öğrencilerin can güvenliğinin sağlanması, hayatın normalleştirilmesi talebiyle 21 Aralık 2015 günü gerçekleştirilen “Bir Saat Derse Girilmemesi” eylemine katıldım.
Kamu görevlilerinin, sendikalarının aldığı kararlar doğrultusunda toplu eylem hakkına sahip oldukları; uluslararası sözleşmelerde, Anayasa ve mahkeme kararlarında hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde tanınmaktadır. Bu konuda çok sayıda AİHM, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve idari yargı kararı bulunmaktadır. Üyesi olduğum sendikanın kararı doğrultusunda, iç hukuk ve uluslararası hukukta güvence altına alınan demokratik hakkımı kullanmam suç olarak değerlendirilemez.
Anayasanın ‘Milletlerarası antlaşmaları uygun bulma’ başlıklı 90. maddesinin son fıkrası; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” emredici hükmünü içermektedir.
Temel hak ve özgürlükleri ilişkin uluslararası sözleşmeler arasında olduğu kuşkusuz olan 151 sayılı İLO Sözleşmesi’nin 3. maddesinde kamu görevlileri örgütlerinin amacının, kamu görevlilerinin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek olduğu, kamu çalışanlarının çıkarlarını savunmak amacıyla etkinliklerde bulunmak olduğu kurala bağlanmıştır. Yine 87 sayılı İLO Sözleşmesinin 3/1 maddesi; “Çalışanların ve işverenlerin örgütleri tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve ETKİNLİKLERİNİ DÜZENLEMEK ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptir,” 3/2 maddesi; “Yasalar bu sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek şekilde uygulanamaz,” 11. maddesi; “Hakkında bu sözleşmenin yürürlükte bulunduğu Uluslararası Çalışma Örgütünün HER ÜYESİ, çalışanların ve işverenlerin örgütlenme hakkını serbestçe kullanmalarını sağlamak amacıyla gerekli ve uygun bütün önlemleri almakla yükümlüdür” düzenlemelerini içermektedir.
Görüldüğü gibi 87 Nolu ILO Sözleşmesi’nin 3/1. maddesinde kamu çalışanlarının örgütlenme ve etkinlikte bulunma özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında kamu makamlarının bu hakkı sınırlayacak veya kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiği düzenlemiştir. Sözleşmenin 8/2. maddesi de, sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek nitelikte iç hukukta yasal düzenleme yapılamayacağına, uygulamada da bu hakların kısıtlanamayacağına yer vermiştir.
7–8 Aralık 2000 tarihinde, Fransa’da, Türkiye’nin de katıldığı Nice Zirvesi’nde karalaştırılan Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın ‘Toplu pazarlık yapma ve eylem hakkı’ başlıklı 28. maddesine göre;“Çalışanlar ve işverenler veya bunların ilgili kuruluşları, Topluluk mevzuatı ve ulusal yasalar ve uygulamalara göre uygun düzeylerde toplu sözleşmeler müzakere etme ve imzalama ve menfaat ihtilafı olması halinde grev eylemi dahil olmak üzere kendi çıkarlarını korumak için ortak (toplu) eylem yapma hakkına sahiptir.
Anayasa ve insan hakları sözleşmeleri ile güvence altına alınan sendikal faaliyet hakkım Türk Ceza Kanunu ile de korumaya alınmış, TCK 118. maddesinde sendikal faaliyetin engellenmesi yasaklanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi kapsamında, sendikal eylem ve etkinlikler nedeniyle verilen cezaları, Sözleşmeye aykırı bulmuştur.
Milli Eğitim Bakanlığı Hukuk Müşavirliği’nin 27 Şubat 2012 gün ve 02-17848 sayılı yazısında da Anayasanın 90. maddesi kapsamında, sendikal kararlar doğrultusunda gerçekleştirilen iş bırakma eylemlerine katılımın sendikal faaliyet olarak kabul edilmesi gerektiği, bu konuda ilgili kanunlarda yasal düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç olduğu belirtilmiştir.
İş bırakma eylemine katılan öğretmenler adına açılan ve 17 Temmuz 2008 günü karara bağlanan başvuruda (Urcan ve Diğerleri – Türkiye) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi şu kararı vermiştir:
“… Mahkeme, barışçıl toplantı özgürlüğünün önemi göz önünde bulundurulduğunda, demokratik bir toplumda, anlaşmazlık konusu olan mahkûmiyet cezalarının gerekli olup olmadığını, özel olarak değerlendirebilmek amacıyla, söz konusu mahkûmiyet cezalarını tüm olaylar ışığında incelemiştir. Mahkeme, başvuranların çalışma koşullarının iyileştirilmesini talep etmek amacıyla Eğitim- Sen sendikası tarafından organize edilen bir günlük greve katıldıkları gerekçesi ile çarptırıldıkları hapis cezalarının para cezasına çevrildiğini, aynı şekilde öğretmen sıfatı ile geçici bir süre kamu hizmetinde bulunmaktan men edildiklerini kaydetmiştir. Oysa suçlama cezaları, sendika üyelerini ve böyle bir grev gününe veya derneklerinin çıkarlarını savunmak amacıyla yapılan eylemlere yasal olarak katılmak isteyen tüm diğer insanları caydırıcı niteliktedir.
Mahkeme başvuranlara uygulanan cezai yaptırımların ‘ demokratik bir toplumda gerekli olmadığı’ sonucuna varmıştır.
Bu durumda Sözleşmenin 1l. Maddesi ihlal edilmiştir.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuran bu kişiler arasında sendika üyesi olmayanlar da vardır. Mahkeme sendikalara üye olsun olmasın herhangi bir ayrım yapmamıştır.
Benzer eylemler Danıştay ve İdare Mahkemeleri tarafından da yasal ve meşru kabul edilmiştir. Danıştay kararları, sendikaların yetkili kurullarınca alınan üretimden gelen güçlerini kullanma çağırısına uyarak, sendikal faaliyet kapsamında göreve gelmeme fiilinin mazeret olarak kabulünün gerektiği yönündedir. Danıştay bu etkinlikler nedeniyle göreve gelmemenin disiplin cezası ile cezalandırılmasını hukuka aykırı bulmuştur. (Danıştay 1. Daire E.2001/3307, K.2001/4415, Danıştay 12. Dairesinin E.2004/4643, K.2005/313, Danıştay 12. Dairesinin E.2005/5767, K.2008/225,)
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 22.05.2013 gün ve E.2009/1063, K.2013/1998 sayılı kararında da, sendika kararı doğrultusunda 1 veya 2 gün göreve gelmeme biçiminde gerçekleştirilen eylemin geçerli bir mazeret sayılması gerektiği belirtilmiş, verilen disiplin cezası hukuka aykırı bulunmuştur.
Anayasa Mahkemesi de, sendikanın aldığı karara uyarak iş bırakma eylemine katılan kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılmasını sendikal hakların ihlali olarak görmektedir. (EĞİTİM SEN üyesi bir kamu görevlisinin başvurusu üzerine Mersin 1. İdare Mahkemesince verilen ret ve Adana Bölge İdare Mahkemesinin onama kararılar sonrasında Anayasa Mahkemesi Başkanlığı İkinci Bölümünün 18.09.2014 gün ve 2013/8463 Başvuru nolu kararı)
Yukarıda belirttiğim tüm bu düzenlemeler örgütlenme hakkının güvence altına alınmasını düzenlemiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve idare mahkemesi kararları da bu doğrultudadır. Yasalarla bana tanınmış olan örgütlenme ve demokratik tepkimi gösterme hakkımı kullandığımın kabulünün gerektiğini bildirir, gereğini bilgilerinize sunarım.
…/12/2015
…………(Ad Soyad, İmza)
Ek : EĞİTİM SEN Merkez Yürütme Kurulu’nun 20 Aralık 2015 gün ve 117 sayılı kararının örneği.
ÜYE OLMAYAN İÇİN;
…………………………………. MÜDÜRLÜĞÜ’NE
………
İlgi: …../……./2015 tarih, ……………………………sayılı yazınız,
Konu: Yazılı İfademin sunulmasıdır.
21 Aralık 2015 günü bir sat, izinsiz ve mazeretsiz olarak derse girmediğim belirtilerek ifademe başvurulmaktadır.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Merkez Yürütme Kurulu 20 Aralık 2015 günü; “Cizre Silopi’deki öğretmenlere ilçe milli eğitim müdürlükleri tarafından gönderilen SMS ile Hizmet İçi Eğitimde görevlendirildikleri ve bu eğitimi gidecekleri illerde alabilecekleri bildirilmiştir. Bunun ardından Cizre ve Silopi ilçelerinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Sokağa çıkma yasakları sırasında can güvenliği başta olmak üzere sağlık, beslenme, eğitim hakkı vb. hak ihlalleri yaşanmakta; çatışmalardan kaynaklı sorunlar derinleşmektedir. Yaşanan tüm bu olumsuzluklara dikkat çekmek, çatışmalı ortamın son bulması, öğretmenlerin, öğrencilerin can güvenliğinin sağlanması, hayatın normalleştirilmesi talebiyle 21 Aralık 2015 Pazartesi günü her devreyi kapsayacak şekilde bir saat derse girilmemesi, merkezi olarak hazırlanan metnin öğretmen odasında ya da işyeri temsilcisinin uygun bulacağı bir ortamda paylaşılmasını oy birliğiyle” kararlaştırmıştır.
Ben de herhangi bir sendika üyesi değilim. Ancak yaşanan tüm bu olumsuzluklara dikkat çekmek, çatışmalı ortamın son bulması, öğretmenlerin, öğrencilerin can güvenliğinin sağlanması, hayatın normalleştirilmesi talebine katılıyorum. Bu nedenle 21 Aralık 2015 günü gerçekleştirilen “Bir Saat Derse Girilmemesi” eylemine destek amacıyla katıldım.
Kamu görevlilerinin, sendikalarının aldığı kararlar doğrultusunda toplu eylem hakkına sahip oldukları; uluslararası sözleşmelerde, Anayasa ve mahkeme kararlarında hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde tanınmaktadır. Bu konuda çok sayıda AİHM, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve idari yargı kararı bulunmaktadır. Sendikanın kararına katılarak, iç hukuk ve uluslararası hukukta güvence altına alınan demokratik hakkımı kullanmam suç olarak değerlendirilemez.
Anayasanın ‘Milletlerarası antlaşmaları uygun bulma’ başlıklı 90. maddesinin son fıkrası; “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” emredici hükmünü içermektedir.
Temel hak ve özgürlükleri ilişkin uluslararası sözleşmeler arasında olduğu kuşkusuz olan 151 sayılı İLO Sözleşmesi’nin 3. maddesinde kamu görevlileri örgütlerinin amacının, kamu görevlilerinin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek olduğu, kamu çalışanlarının çıkarlarını savunmak amacıyla etkinliklerde bulunmak olduğu kurala bağlanmıştır. Yine 87 sayılı İLO Sözleşmesinin 3/1 maddesi; “Çalışanların ve işverenlerin örgütleri tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve ETKİNLİKLERİNİ DÜZENLEMEK ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptir,” 3/2 maddesi; “Yasalar bu sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek şekilde uygulanamaz,” 11. maddesi; “Hakkında bu sözleşmenin yürürlükte bulunduğu Uluslararası Çalışma Örgütünün HER ÜYESİ, çalışanların ve işverenlerin örgütlenme hakkını serbestçe kullanmalarını sağlamak amacıyla gerekli ve uygun bütün önlemleri almakla yükümlüdür” düzenlemelerini içermektedir.
Görüldüğü gibi 87 Nolu ILO Sözleşmesi’nin 3/1. maddesinde kamu çalışanlarının örgütlenme ve etkinlikte bulunma özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında kamu makamlarının bu hakkı sınırlayacak veya kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmaları gerektiği düzenlemiştir. Sözleşmenin 8/2. maddesi de, sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek nitelikte iç hukukta yasal düzenleme yapılamayacağına, uygulamada da bu hakların kısıtlanamayacağına yer vermiştir.
7–8 Aralık 2000 tarihinde, Fransa’da, Türkiye’nin de katıldığı Nice Zirvesi’nde karalaştırılan Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın ‘Toplu pazarlık yapma ve eylem hakkı’ başlıklı 28. maddesine göre;“Çalışanlar ve işverenler veya bunların ilgili kuruluşları, Topluluk mevzuatı ve ulusal yasalar ve uygulamalara göre uygun düzeylerde toplu sözleşmeler müzakere etme ve imzalama ve menfaat ihtilafı olması halinde grev eylemi dahil olmak üzere kendi çıkarlarını korumak için ortak (toplu) eylem yapma hakkına sahiptir.
Anayasa ve insan hakları sözleşmeleri ile güvence altına alınan sendikal faaliyet hakkım Türk Ceza Kanunu ile de korumaya alınmış, TCK 118. maddesinde sendikal faaliyetin engellenmesi yasaklanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi kapsamında, sendikal eylem ve etkinlikler nedeniyle verilen cezaları, Sözleşmeye aykırı bulmuştur.
Milli Eğitim Bakanlığı Hukuk Müşavirliği’nin 27 Şubat 2012 gün ve 02-17848 sayılı yazısında da Anayasanın 90. maddesi kapsamında, sendikal kararlar doğrultusunda gerçekleştirilen iş bırakma eylemlerine katılımın sendikal faaliyet olarak kabul edilmesi gerektiği, bu konuda ilgili kanunlarda yasal düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç olduğu belirtilmiştir.
İş bırakma eylemine katılan öğretmenler adına açılan ve 17 Temmuz 2008 günü karara bağlanan başvuruda (Urcan ve Diğerleri – Türkiye) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi şu kararı vermiştir:
“… Mahkeme, barışçıl toplantı özgürlüğünün önemi göz önünde bulundurulduğunda, demokratik bir toplumda, anlaşmazlık konusu olan mahkûmiyet cezalarının gerekli olup olmadığını, özel olarak değerlendirebilmek amacıyla, söz konusu mahkûmiyet cezalarını tüm olaylar ışığında incelemiştir. Mahkeme, başvuranların çalışma koşullarının iyileştirilmesini talep etmek amacıyla Eğitim- Sen sendikası tarafından organize edilen bir günlük greve katıldıkları gerekçesi ile çarptırıldıkları hapis cezalarının para cezasına çevrildiğini, aynı şekilde öğretmen sıfatı ile geçici bir süre kamu hizmetinde bulunmaktan men edildiklerini kaydetmiştir. Oysa suçlama cezaları, sendika üyelerini ve böyle bir grev gününe veya derneklerinin çıkarlarını savunmak amacıyla yapılan eylemlere yasal olarak katılmak isteyen tüm diğer insanları caydırıcı niteliktedir.
Mahkeme başvuranlara uygulanan cezai yaptırımların ‘ demokratik bir toplumda gerekli olmadığı’ sonucuna varmıştır.
Bu durumda Sözleşmenin 1l. Maddesi ihlal edilmiştir.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuran bu kişiler arasında sendika üyesi olmayanlar da vardır. Mahkeme sendikalara üye olsun olmasın herhangi bir ayrım yapmamıştır.
Benzer eylemler Danıştay ve İdare Mahkemeleri tarafından da yasal ve meşru kabul edilmiştir. Danıştay kararları, sendikaların yetkili kurullarınca alınan üretimden gelen güçlerini kullanma çağırısına uyarak, sendikal faaliyet kapsamında göreve gelmeme fiilinin mazeret olarak kabulünün gerektiği yönündedir. Danıştay bu etkinlikler nedeniyle göreve gelmemenin disiplin cezası ile cezalandırılmasını hukuka aykırı bulmuştur. (Danıştay 1. Daire E.2001/3307, K.2001/4415, Danıştay 12. Dairesinin E.2004/4643, K.2005/313, Danıştay 12. Dairesinin E.2005/5767, K.2008/225,)
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 22.05.2013 gün ve E.2009/1063, K.2013/1998 sayılı kararında da, sendika kararı doğrultusunda 1 veya 2 gün göreve gelmeme biçiminde gerçekleştirilen eylemin geçerli bir mazeret sayılması gerektiği belirtilmiş, verilen disiplin cezası hukuka aykırı bulunmuştur.
Anayasa Mahkemesi de, sendikanın aldığı karara uyarak iş bırakma eylemine katılan kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılmasını sendikal hakların ihlali olarak görmektedir. (EĞİTİM SEN üyesi bir kamu görevlisinin başvurusu üzerine Mersin 1. İdare Mahkemesince verilen ret ve Adana Bölge İdare Mahkemesinin onama kararılar sonrasında Anayasa Mahkemesi Başkanlığı İkinci Bölümünün 18.09.2014 gün ve 2013/8463 Başvuru Nolu kararı)
Yukarıda belirttiğim tüm bu düzenlemeler örgütlenme hakkının güvence altına alınmasını düzenlemiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve idare mahkemesi kararları da bu doğrultudadır. Yasalarla bana tanınmış olan örgütlenme/demokratik tepkimi gösterme hakkımı kullandığımın kabulünün gerektiğini bildirir, gereğini bilgilerinize sunarım.
…/12/2015
………(Ad, Soyad, İmza)
Ek : EĞİTİM SEN Merkez Yürütme Kurulu’nun 20 Aralık 2015 gün ve 117 sayılı kararının örneği.


