Birleşmiş Milletler’in 20 Kasım 1959’da Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni kabul etmesinin 56. yılını geride bıraktık. Taraf ülkeler bu sözleşmeyi hazırlarken çocuğun kişiliğinin tam ve uyumlu olarak gelişebilmesi için mutluluk, sevgi ve anlayış havasının içindeki bir aile ortamında yetişmesinin gerekliliğini kabul etmişlerdir. Ayrıca çocuğun toplumda bireysel bir yaşantı sürdürebilmesi için her yönüyle hazırlanmasının ve özellikle barış, değerbilirlik, hoşgörü, özgürlük, eşitlik ve dayanışma ruhuyla yetiştirilmesinin gerekliliğini savunmuşlardır.
Türkiye bu sözleşmeye taraf olmasına rağmen çocukları koruyamamakta tersine devlet eliyle çocuklar katledilmektedir. Bu süreç içerisinde Cemile, Muhammed, Diyadin’de öldürülen çocuklar… Öte yandan Ceylan Önkol ve Uğur Kaymaz davalarının sonuçları da çocuk ölümleri karşısında yargının tutumunu açıkça göstermektedir.
Diğer yandan AKP Hükümeti döneminde operasyon, yaralanma, ölüm, linç, şiddet, etkisiz hale getirmek söylemi günlük yaşamın bir parçası haline getirilmiş durumda. Öfke, nefret, kin ve intikam almaya dayalı kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı politika ve uygulamalar çocuklar arasında duygusal kopuşların, şiddet ve nefretin yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Yaşanan gelişmeler çocukların ruhsal gelişimlerini, eğitim ve sosyal yaşamlarını doğrudan etkilemektedir.
Henüz tam anlamıyla okullaşmanın sağlanamamış olması ve Türkiye’de eğitim sisteminin müfredat, ders kitapları ve uygulama alanları itibari ile çocukların, renk, etnik köken, dil, din ve inanç ayrımcılığına uğratıldığını biliyoruz. Özellikle Kürt, Alevi, Roman ve yoksul çocuklar ile diğer etnik ve inanç kökenine sahip çocuklar ayrımcılık hal ve uygulamalarını açık veya örtük tutumlara maruz kalarak yoğun bir şekilde yaşamaktadır.
Yine 2014 yılında ölen işçilerin yüzde 3,4’ü çocuk işçilerden oluşuyor. Hayatını kaybeden her 30 işçiden birisi yoksulluktan dolayı çalışan çocuk işçilerdir. Çocuk işçiler güvencesiz işçi havuzunun önemli bir kaynağıdır ve çocuk işçi cinayetleri oranının artacağı da aşikârdır.
Mülteci çocuklarla ilgili sorunlar çığ gibi durmaktadır.
Başta yaşam hakkı olmak üzere ne yazık ki Türkiye’de çocuklar en temel haklardan yoksunlar.
Aradan geçen onca yıla karşın dünyada ve ülkemizde çocukların “hak”lar bakımından en fazla mağdur edilen kesim olduklarını bilmenin burukluğu ile tüm çocukların “Dünya Çocuk Hakları Günü”nü kutluyoruz. 20.11.2015
Özlem ŞAŞ
Eğitim Sen Malatya
Şube Sekreteri



